Blog & Yazılar

Psikoloji, mental sağlık ve kişisel gelişim üzerine güncel yazılarım ve paylaşımlarım.

Yoksul olanı zenginleştirme, zengin olanı daha çok zenginleştirme mücadelesi…
Grup terapisi Grupla çalışma

Yoksul olanı zenginleştirme, zengin olanı daha çok zenginleştirme mücadelesi…

Toplumsal yalıtımın artmasıyla beraber sosyal ilişkiler zayıflamıştır. Buna bağlı olarak bireyler rahatsızlıklarını, dürtülerini, katlanılamaz düşüncelerini sadece kendisinin yaşadığını düşünmektedir. Bireyin kişiliğine dair teklik duygusu, problemleri için de geçerli olabilmektedir. Yalom, grup terapisi sürecinde bu teklik duygusunun giderilmesinin önemli bir rahatlama sağlayacağını söylemiştir. Birey, sosyal ilişkilerinde yaşadığı sorunlar sonucunda zaman zaman yalnızlık hissiyle karşılaşabilir. Ancak bu problemlerin kökenlerini tam olarak anlamak her zaman kolay olmamaktadır. Grup terapisinde oluşturulan ilişkiler, kişinin sosyal profilini aydınlatarak bu sorunların nedenlerini anlamasına yardımcı olabilir. Bu süreçte birey, güçlü ve zayıf yönlerini fark edebilir ve aynı zamanda, terapistler de gruptaki bireylerin gelişimine düzenli olarak dikkat çekerek danışanın tedaviye olan motivasyonunu artırabilirler. Bu süreç, danışanın tedavi sürecine daha olumlu bir bakış açısı kazanmasına destek olmaktadır. Grup terapisinde, terapistin amacı şöyle daha iyi ifade edilmiştir: Terapist yoksul olanı zenginleştirmek, zengin olan üyeyi ise daha çok zenginleştirmek mücadelesi içerisindedir. Grup terapisi, psikolojik problemlerin tedavisinde yaygın bir uygulamadır ve en az bireysel terapi kadar yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Uygulamalara bakıldığında; grup terapisiyle depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, duygudurum bozuklukları gibi psikolojik rahatsızlıkların yanı sıra bağımlılık, obezite, ilişkisel problemler vs. üzerinde de çalışılmaktadır. Grupların üye sayısı genellikle 8 kişiden oluşur ve ortalama olarak 16-20 oturum sürebilir. Gruptan ayrılan üyelerin yerine yeni üyeler eklenebilir. Terapi süreci başlamadan önce gruba dahil edilecek üyeler ile terapist, bireysel ön görüşmeler yapar. Bu değerlendirme için bazen aynı kişiyle birden fazla görüşme yapılabilir. Bu görüşmeler ile tedavi edici bir bağ kurmak hedeflenir. Bununla birlikte danışanın grup terapisine yönelik gizlilik, etkililik, geç kalma endişesi, dışlanma gibi farklı yanlış kanıları bu aşamada gidermek grup terapisine hazırlık için önemlidir. Ayrıca gruba üye seçmenin en önemli ölçütlerinden biri de güdülenmedir. Gruba dair bazı ön yargıları olan bir danışanının bu görüşleri düzeltilebilir ancak gruba girme ve tedavi sorumluluğu almak istemeyen birinin gruba alınmaması uygun olur. Zira seçilen üyelerin istikrarlı oluşu tedavi sürecini daha yararlı kılar. Oturumların düzenli olması süreklilik açısından faydalıdır. Üyeler grubu ne kadar önemserse grup o denli etkili olur. Üyeler grubu zengin bir bilgi ve destek kaynağı olarak görmeleri grubun önemini artırır. Bu süreçte zorlayıcı, rahatsız edici birçok konu paylaşılmaktadır. Üyelerin bu paylaşımlarıyla aralarındaki etkileşim tedavinin önemli bir parçası olmakla birlikte bu paylaşımlarla çatışmalar da yaşanabilmektedir. Grup normları sağlam bir şekilde oluşturularak, güçlü bir tedavi edici ilişki geliştirilerek bu çatışmalar daha kontrollü ortaya çıkabilir. Bununla beraber bireysel terapide olduğu gibi grup terapisinde de iyi bir terapist-danışan ilişkisi hem sürece bağlılık hem yaşanabilecek çatışmaların daha kontrollü atlatılması için önemlidir. Ancak grup terapisinde ilişkiler daha karmaşıktır, örneğin danışan-grup ve grup-terapist ilişkileri gibi. Dolayısıyla bu dinamikler dikkate alınarak daha sağlam adımlarla hareket edilmelidir.   Kaynak: Yalom, I.D. ve Leszcz, M. (2018). Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği. (A. Tangör ve Ö. Karaçam, Çeviri Ed). İstanbul: Pegasus Yayınları
EMDR Terapisi
EMDR Performans Kaygısı

EMDR Terapisi

Francine Shapiro 1987 yılında göz hareketlerinin (genellikle sağa-sola doğru), olumsuz ve rahatsız edici düşüncelerin etkisini azaltabileceğini tesadüfen keşfetti. EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing: Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) tedavi protokollerinin oluşturulmasıyla bir psikoterapi yaklaşımı olarak gelişmiştir, bu süreçte kontrollü çalışmalar yapılmıştır. EMDR’nin etkinliği, Vietnam savaşından dönen 22 Amerikalı asker ile yapılan çalışmalarda test edilerek travmatik anıların duyarsızlaştığı bulunmuştur. EMDR, travma sonrası stres bozukluğu tedavisinde kullanılarak ortaya çıksa da depresyon, kaygı bozuklukları ve fobiler gibi birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde de kullanılmaktadır. Ayrıca araştırmalar incelendiğinde EMDR terapisinin cinsel işlev bozuklukları, fibromiyalji, obsesif kompulsif bozukluk ve borderline kişilik bozukluğu gibi tanılar için de kullanıldığı ve olumlu sonuçlar elde edildiği belirtilmiştir. EMDR terapisine ilgi arttıkça spor psikolojisi alanında da araştırmalara konu olmuştur. Sporcuların karşılaştığı çeşitli olumsuz deneyimlere yönelik müdahalelerde bu yaklaşım kullanılmaktadır. Spor psikolojisi araştırmaları incelendiğinde EMDR yaklaşımı genellikle aşağıda belirtilen iki ana amaçla kullanılmaktadır: Sporcuların performans kaygısını azaltmak, Spor yaralanmaları, spor kariyerinin beklenmedik şekilde sonlanması veya takım arkadaşının ölümü gibi travmatik deneyimlerin şiddetini azaltmak Bu iki amacın yanı sıra EMDR’nin kaynak yerleştirme tekniği ve performans geliştirme protokolüyle imgeleme ve içsel konuşmalar düzenlenerek performans artırma desteklenebilir. Sonuç olarak EMDR terapisi ile performansı engelleyen faktörlerin kontrol edilmesi ve performansın artırılmasına yönelik olumlu sonuçlar elde edilmesine rağmen daha fazla müdahale çalışmasına ihtiyaç duyulmaktadır.